devamını oku>>
devamını oku>>
Yıllar önce paylaştığım bir yazıyla bağlantılı bir haber karşıma çıktı geçenlerde. Van Gölü'ndeki İnci Kefali Festivali ile ilgiliydi. Haberi görünce merak edip eski yazıyı açtım. Sonra da Mustafa hocamın TEDx konuşmasını yeniden izledim.Aradan geçen zamana rağmen aynı etkiyi bıraktı bende.
Şu ana kadar izlediğim en iyi TEDx konuşmalarından biri olabilir. Sadece anlattığı konu nedeniyle değil, anlatış biçimi nedeniyle de. Çünkü bazen bir insanın ne anlattığından çok, neye gerçekten inandığını hissediyorsunuz. Mustafa hocamda tam olarak o duygu geçiyor insana.
devamını oku>>
Kitabın etkisinden hâlâ çıkabilmiş değilim. Nereden başlasam onu da tam bilmiyorum. Ama anlatılan hikâye gerçek bir hikâye ve kitap bir uyarlama. Bu da insanı daha da fazla etkiliyor. Bir yazar, hiç bulunmadığı bir yerde, yaşamadığı bir anda geçen duyguyu nasıl bu kadar derinden hissettirir… Hikâye zaten insanın çiğerini parçalıyor (Translate ile okuyanlar için üzgünüm :_)) ama üzerine birkaç cümle yazmadan da edemedim. Çok fazla spoiler vermeden, yazıyı da uzatmadan sıcağı sıcağına bir şeyler paylaşmak istedim. Asıl zamanı kitabı okuyarak harcayın derim.
devamını oku>>
Hani güzel günler, güzel anlar olur ya insanın hayatında, hiç bitmesini istemediği. Hani yumuk yumuk eller gibi sevimli, hani onunlayken “ben benim” dediğimiz insanlar var ya, sen sevgili…
devamını oku>>
“Çok yorucu olmuyor mu?” dediğinizi duyar gibiyim. Haklısınız. Eskiden itiraz ederdim ama artık o cümleye çok da karşı çıkamıyorum. Hatta bazen içimden “hassas kalplerin zor yaşamı” diye bir belgesel çekesim geliyor :_)
Ama işin garip tarafı şu; insan kendini değiştirmeye çalışsa da bazı şeyler karakterle geliyor. Daha az hissetmeye, daha az bağlanmaya çalışıyorsun… ama olmuyor. Bir yerde yine kendin oluyorsun.
devamını oku>>
Dün akşam da öyle bir sofradaydık.Konu konuyu açtı… Kitaplardan girdik, hayata bakış açılarımızdan çıktık. Mühendislikte ispata gerek var mıdan, eğitim sistemi eleştirilerine derken bir anda travmalara kadar uzandık. Her şey vardı masada. Biraz bilgi, biraz yorum, biraz da doğaçlama… İşin felsefesini yapmak keyifliydi açıkçası. Tabii dilimizin döndüğü, bilgimizin yettiği kadar diyelim. Sonra taşlamayın :_)
devamını oku>>
Dakikaların saatleri, saatlerin günleri, günlerin ayları kovaladığı bir yıldan… belki de bir ömürden tekrar merhaba.
Nehir kenarında, güneşin tam altında yazıyorum bu satırları.Ama biraz da… şu güzel havanın değerini ancak böyle anlarda anlayan zihnime,akan suya karşı ayaklarını uzatıp demir sandalyede uyuşmanın ne demek olduğunu öğrenen bedenime ve sessizce geçip giden günlere yazıyorum…
devamını oku>>
Son zamanlarda daha sade yaşamayı sevdiğimi fark ediyorum. Her anlamda sade…Çünkü bir noktadan sonra anlıyorsun; sahip oldukların arttıkça değil, gereksiz olanlar azaldıkça rahatlıyorsun.Eskiden peşinden koştuğum şeylere bakıyorum… çoğu artık aynı hissi vermiyor. Yerini daha sade, daha gerçek olan şeyler alıyor.Çok süslü, çok parlak olan değil de… içini gerçekten dolduran şeyler kalıyor. O yüzden büyük ihtirasları biraz kenara bırakmak en iyisi gibi.Kulağa hoş gelen her şeye de çok inanmamak lazım. Çünkü bazen o ateşli sözler kadar, o sözlerin sahipleri de boş çıkabiliyor.İnsan bunu deneyimle öğreniyor… başka türlü pek olmuyor.
devamını oku>>
Son zamanlarda yapay zeka ile alakalı okuduğum neredeyse bütün araştırmaların ortak bir tonu var: heyecandan çok endişe. Kimse artık “harika bir gelecek geliyor” diye anlatmıyor meseleyi. Daha çok “bu hız normal değil, insanlık tarihinde benzeri yok” cümleleri dönüyor ortalıkta. Hatta bazıları açık açık felaket senaryosu çiziyor. Garip olan şu ki, ben de o karamsar tarafta duruyorum.
devamını oku>>
Bugün bir istatistik gördüm. Akademik bir makalede değil, öylesine denk geldim işte; ama insanın zihnine çivi gibi çakılan cinsten. Şöyle diyordu:
Çocuğunuz 12 yaşına geldiğinde, onunla geçireceğiniz toplam zamanın %75’i bitmiş oluyor.18 yaşında bu oran %90’a çıkıyor.
30 yaşında ise artık %95’i geride kalmış oluyor.
İlk okuduğunda insan "Abartı herhalde," diyor. Hani şu dikkat çekmek için uydurulan internet bilgilerinden biri sanıyorsun. Sonra durup kendi hayatımı düşündüm; rakamlar yavaş yavaş ete kemiğe bürünmeye başladı.
devamını oku>>









