Dün akşam da öyle bir sofradaydık.Konu konuyu açtı… Kitaplardan girdik, hayata bakış açılarımızdan çıktık. Mühendislikte ispata gerek var mıdan, eğitim sistemi eleştirilerine derken bir anda travmalara kadar uzandık. Her şey vardı masada. Biraz bilgi, biraz yorum, biraz da doğaçlama… İşin felsefesini yapmak keyifliydi açıkçası. Tabii dilimizin döndüğü, bilgimizin yettiği kadar diyelim. Sonra taşlamayın :_)
Ama bütün o dağınık gibi görünen sohbetin içinde bir şekilde yol dönüp dolaşıp iradeye geldi.İnsan gerçekten iradesiyle neyi değiştirebilir? Başımıza gelen her şey karşısında bir irade koyabilir miyiz?
Sözlük anlamına baktığımızda irade dediğimiz şey, en basit haliyle; insanın karar verme, seçme, bir şeyi yapıp yapmama ve davranışlarını kontrol edebilme gücü. Sözlük anlamı basit ama hayatta karşılığı o kadar da net değil.Çünkü açık konuşmak gerekirse, “iradesi olan herkes her şeyi başarır” gibi cümleler kulağa romantik geliyor.Gerçek hayat biraz daha karışık. Şartlar var, geçmiş var, imkanlar var… Var oğlu var yani..
Ama buna rağmen şunu düşünüyorum: İrade, insanı insan yapan şeylerin merkezinde duruyor.Ahlak üretmek, doğruyu seçmek, kendini tutabilmek, sabredebilmek… Bunların hepsi bir şekilde iradeye bağlanıyor. Zekân olabilir, yeteneğin olabilir ama irade yoksa hepsi bir yerde dağılıyor. Tersi de doğru aslında; belki her şeye sahip değilsin ama iraden varsa, en azından yönünü belirleyebiliyorsun. Belki de insanın bu dünyadaki en değerli varlık olmasının sebeplerinden biri tam olarak bu.
Friedrich Schiller abimizin de dediği gibi "İnsanı büyük veya küçük yapan, kendi iradesidir." Madem irademiz bizi yönetiyor, peki biz neden onu yönetmeyelim?

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder