şansını mı denemek istiyorsun? öyleyse, rastgele bir yazıyı okumaya ne dersin?

Güneşli bir günden sana merhaba sevgili okuyucu…Ki burada zor bulunan bir şeydir, kıymetini bil lütfen :_)

Dakikaların saatleri, saatlerin günleri, günlerin ayları kovaladığı bir yıldan… belki de bir ömürden tekrar merhaba.

Nehir kenarında, güneşin tam altında yazıyorum bu satırları.Ama biraz da… şu güzel havanın değerini ancak böyle anlarda anlayan zihnime,akan suya karşı ayaklarını uzatıp demir sandalyede uyuşmanın ne demek olduğunu öğrenen bedenime ve sessizce geçip giden günlere yazıyorum…

Bugün biraz daha basit şeylerden bahsetmek istedim.Hani hep gözümüzün önünde olan ama çoğu zaman fark etmediğimiz şeylerden…Lev Tolstoy abinin “İnsana Ne Kadar Toprak Lazım?” diye sorduğu gibi…İhanetten, hırstan ve bir türlü doymak bilmeyen egolardan biraz arınmış bir yerden.

Böyle büyük büyük bunları yazarken aklıma Orhan Veli Kanık’ın dediği gibi,“Bizi bu güzel havalar mahvetti.” cümlesi geliyor.Ama açık konuşayım, bizi havalardan çok sanki kendi zavallılıklarımız mahvediyor gibi geliyor bana :_))

O yüzden bugünlük büyük soruları biraz kenara bırakıyorum.Ne kadar toprağa ihtiyacımız var, neyi kazanmalıyız, nereye yetişmeliyiz…

Tolstoy abi beni affet :_) ama “ben affetmem” diyenler dahil, kendi yalanlarında boğulanlar bugün bir köşede dursun.Çünkü bazen hayat, gerçekten hiçbir şey yapmadan da güzel olabiliyor.

Güneşe selam olsun, akan suya selam olsun, güler yüzünü eksik etmeyen, kalbinin güzelliğini davranışlarına yansıtan herkese selam olsun. Geriye kalan hayatımın en güzel günü bugün başladı çünkü! Bugün dünden daha güzel bir gün çünkü!

Bazen hayat, hiçbir şey yapmadan da güzel olabiliyor..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

 
Ziptime