şansını mı denemek istiyorsun? öyleyse, rastgele bir yazıyı okumaya ne dersin?

Güneşli bir günden sana merhaba sevgili okuyucu…Ki burada zor bulunan bir şeydir, kıymetini bil lütfen :_)

Dakikaların saatleri, saatlerin günleri, günlerin ayları kovaladığı bir yıldan… belki de bir ömürden tekrar merhaba.

Nehir kenarında, güneşin tam altında yazıyorum bu satırları.Ama biraz da… şu güzel havanın değerini ancak böyle anlarda anlayan zihnime,akan suya karşı ayaklarını uzatıp demir sandalyede uyuşmanın ne demek olduğunu öğrenen bedenime ve sessizce geçip giden günlere yazıyorum…


devamını oku>>

Bu aralar en keyif aldığım yer evde bu camın önü.Elinde kahve fincanı, önünde şahane bir manzara ama  zihnim “keyif yapayım” demek yerine ufak ufak sorgulamalara kayıyor :_)

Son zamanlarda daha sade yaşamayı sevdiğimi fark ediyorum. Her anlamda sade…Çünkü bir noktadan sonra anlıyorsun; sahip oldukların arttıkça değil, gereksiz olanlar azaldıkça rahatlıyorsun.Eskiden peşinden koştuğum şeylere bakıyorum… çoğu artık aynı hissi vermiyor. Yerini daha sade, daha gerçek olan şeyler alıyor.Çok süslü, çok parlak olan değil de… içini gerçekten dolduran şeyler kalıyor. O yüzden büyük ihtirasları biraz kenara bırakmak en iyisi gibi.Kulağa hoş gelen her şeye de çok inanmamak lazım. Çünkü bazen o ateşli sözler kadar, o sözlerin sahipleri de boş çıkabiliyor.İnsan bunu deneyimle öğreniyor… başka türlü pek olmuyor.


devamını oku>>

Bugün biraz kendi işimle alakalı bir şeyler yazmak istedim. Normalde burada daha çok kitaplardan, hayattan, kafama takılan küçük meselelerden bahsediyorum. Daha kişisel, daha iç dökme yazılar oluyor. Ama günün sonunda ekmeği kazandığım yer teknoloji :_) Özellikle de siber güvenlik ve yapay zeka tarafı.

Son zamanlarda yapay zeka ile alakalı okuduğum neredeyse bütün araştırmaların ortak bir tonu var: heyecandan çok endişe. Kimse artık “harika bir gelecek geliyor” diye anlatmıyor meseleyi. Daha çok “bu hız normal değil, insanlık tarihinde benzeri yok” cümleleri dönüyor ortalıkta. Hatta bazıları açık açık felaket senaryosu çiziyor. Garip olan şu ki, ben de o karamsar tarafta duruyorum.


devamını oku>>

Bugün bir istatistik gördüm. Akademik bir makalede değil, öylesine denk geldim işte; ama insanın zihnine çivi gibi çakılan cinsten. Şöyle diyordu:

Çocuğunuz 12 yaşına geldiğinde, onunla geçireceğiniz toplam zamanın %75’i bitmiş oluyor.
18 yaşında bu oran %90’a çıkıyor.
30 yaşında ise artık %95’i geride kalmış oluyor.

İlk okuduğunda insan "Abartı herhalde," diyor. Hani şu dikkat çekmek için uydurulan internet bilgilerinden biri sanıyorsun. Sonra durup kendi hayatımı düşündüm; rakamlar yavaş yavaş ete kemiğe bürünmeye başladı.


devamını oku>>

Öncelikle beklentimin çok üzerinde bir okuyucu kitlesinin buraya uğradığını görmek inanılmaz bir his. Hep kendi kendime yazıyormuşum gibi, biraz günlük havasında yazdım; bir gün belki birileri de girip okur diye  açıkçası büyük bir beklentim yoktu. Farklı ülkelerden ve dillerden gelen okuyucu kitlesi insana garip bir his yaşatıyor, yalan yok. Nedenini hâlâ tam çözemesem de, teşekkürler :_)

Özellikle gönderdiğiniz kitap önerileri için ayrıca teşekkür ederim. Bu öneriler sayesinde daha önce hiç karşıma çıkmamış eserlerle tanışma fırsatı buluyorum. Fakat “Okudun mu?” diye birkaç kez bildirim gelince, küçük bir açıklama yazma gereği duydum.


devamını oku>>

 

"Asıl acı olan şey, geri dönemeyeceğimiz gerçeği. Bir kez ilerlemeye başladın mı, ne yaparsan yap gittiğin yoldan geri dönemiyorsun. En ufak bir sapma her şeyi sonsuza dek değiştiriyor." diyor murakami abi...

Haruki Murakami’nin "Sınırın Güneyinde, Güneşin Batısında"sını yeni bitirdim. Enteresan bir o kadarda güzel bir kitaptı.Enteresan derken laf olsun diye demiyorum; gerçekten insana tuhaf bir yerden dokunan, bittiğinde sessizce bakakaldığın kitaplardan biri. Olay örgüsünden çok atmosferiyle, karakterlerin iç dünyasıyla yürüyen bir hikâye. Anlatımda ana karekterlerden birinin metoforla karışık anlatılması, geçmişten geleceğe bir anda bir hayal gibi girmesi ve bunun sonucunda kitabın asıl kahramanın kendi içsel boşluğuna gitmesi.Murakami yine bildiğimiz gibi: sakin, soğukkanlı, ama içten içe insanın en karanlık yerlerini dürtüyor.


devamını oku>>

 
Ziptime