şansını mı denemek istiyorsun? öyleyse, rastgele bir yazıyı okumaya ne dersin?

Dünya Kupası, işler ve hayatın olağan akışı derken biraz uzun sayılabilecek bir ara verdim yazmaya. Gerçi "uzun" dediğime bakmayın; göz açıp kapayıncaya kadar geçti. Son bir aydır sayfalarca teknik rapor yazmanın da bunda etkisi yok değil. İnsan işini ne kadar severse sevsin, bir yerden sonra rapor yazmak eziyete dönüşüyor. :_)
Aslında başlamış olduğum ama bir türlü bitiremediğim başka bir yazı vardı. Sonra düşündüm, onu taslakta bırakayım. Bazen yeni bir sayfa açmak, eski cümleleri kurtarmaya çalışmaktan daha kolay geliyor insana.
Bugün buranın en sıcak günlerinden biri. Büyük bir parkta, ağaçların altına sandalyemi attım. Hafif bir rüzgâr var. Bir yandan bunu yazıyorum, bir yandan etrafı izliyorum. Geçen yaz "Hava burada ne kadar güzel." diye yazdığım günler dün gibi aklımda. Bu yaz ise hava sanki, "Geçen sene çok övdün, al sana birkaç sürpriz." demeye karar vermiş. :) Sevgili okuyucu, ne zor şartlarda yazı yazdığımı da bilin istedim.

Ağaçların altında otururken buraya ilk gelme sürecim geldi aklıma. O gün verdiğim kararlar, kurduğum hayaller... Bazılarının karşılığını çok kısa sürede gördüm, bazılarının etkisi ise ancak zaman geçince ortaya çıktı.

Sanırım hayatın en ilginç tarafı da bu.

Bazı kararların doğru olup olmadığını ertesi gün anlarsın. Bazılarının cevabı ise yıllar sonra gelir. Hatta bazen doğru bir karar bile zamanla yanlış bir karara dönüşebilir. Çünkü şartlar değişir, insanlar değişir, sen değişirsin. O yüzden belki de önemli olan, her zaman doğru kararı vermek değil; gerektiğinde yanlış olduğunu kabul edip yön değiştirebilmektir.

Eskiden ısrar etmenin önemli olduğunu düşünürdüm. Ama hayat bana defalarca gösterdi ki ısrar etmekle istikrarlı olmak aynı şey değilmiş. Bazen vazgeçmek de cesaret istiyormuş. Üstelik geriye dönüp baktığında, o vazgeçişlerin çoğu "iyi ki"ye dönüşüyor.

Kısa hayatımda gördüğüm en net şeylerden biri şu oldu: Değişmeyen neredeyse hiçbir şey yok. İş hayatı değişiyor, insanlar değişiyor, hedefler değişiyor, ilişkiler değişiyor. Hatta yıllarca "Ben asla değişmem." dediğimiz düşünceler bile değişiyor.

Galiba değişmeyen tek şey, ne yapıyorsak onu severek yapmak. İçinde biraz tutku olmayan iş, bir süre sonra sadece yapılması gereken bir göreve dönüşüyor. O noktadan sonra da hayat, insanın kendi elleriyle kurduğu küçük bir zindana dönüşebiliyor. Sanırım bunu sadece iş için değil, ilişkiler için de söylemek yanlış olmaz.

Frida Kahlo'nun bir sözüyle son noktayı koyayım:

"Hiçbir şey mutlak değildir. Her şey değişir, her şey hareket eder, her şey döner, uçar ve gider."


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

 
Ziptime