Ağaçların altında otururken buraya ilk gelme sürecim geldi aklıma. O gün verdiğim kararlar, kurduğum hayaller... Bazılarının karşılığını çok kısa sürede gördüm, bazılarının etkisi ise ancak zaman geçince ortaya çıktı.
Sanırım hayatın en ilginç tarafı da bu.
Bazı kararların doğru olup olmadığını ertesi gün anlarsın. Bazılarının cevabı ise yıllar sonra gelir. Hatta bazen doğru bir karar bile zamanla yanlış bir karara dönüşebilir. Çünkü şartlar değişir, insanlar değişir, sen değişirsin. O yüzden belki de önemli olan, her zaman doğru kararı vermek değil; gerektiğinde yanlış olduğunu kabul edip yön değiştirebilmektir.
Eskiden ısrar etmenin önemli olduğunu düşünürdüm. Ama hayat bana defalarca gösterdi ki ısrar etmekle istikrarlı olmak aynı şey değilmiş. Bazen vazgeçmek de cesaret istiyormuş. Üstelik geriye dönüp baktığında, o vazgeçişlerin çoğu "iyi ki"ye dönüşüyor.
Kısa hayatımda gördüğüm en net şeylerden biri şu oldu: Değişmeyen neredeyse hiçbir şey yok. İş hayatı değişiyor, insanlar değişiyor, hedefler değişiyor, ilişkiler değişiyor. Hatta yıllarca "Ben asla değişmem." dediğimiz düşünceler bile değişiyor.
Galiba değişmeyen tek şey, ne yapıyorsak onu severek yapmak. İçinde biraz tutku olmayan iş, bir süre sonra sadece yapılması gereken bir göreve dönüşüyor. O noktadan sonra da hayat, insanın kendi elleriyle kurduğu küçük bir zindana dönüşebiliyor. Sanırım bunu sadece iş için değil, ilişkiler için de söylemek yanlış olmaz.
Frida Kahlo'nun bir sözüyle son noktayı koyayım:
"Hiçbir şey mutlak değildir. Her şey değişir, her şey hareket eder, her şey döner, uçar ve gider."

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder