şansını mı denemek istiyorsun? öyleyse, rastgele bir yazıyı okumaya ne dersin?

Bugün aslında okuduğum ve çok beğendiğim bir kitap üzerine yazacaktım. Son çeyrek o kadar yoğun geçiyor ki, yazmaya fırsat bulamasam da okumayı bir şekilde bırakmıyorum. Hem burda havalar iyice soğudu, yapılacak başka pek bir şey de yok açıkçası. Hava da erken kararıyor zaten :_)

Bu arada, fark edenler olmuştur, sitenin yan tarafına bir kitap tavsiye butonu ekledim. Madem güzel yorumlar geliyor, “Neden sizden de kitap tavsiyesi almayayım?” dedim. Böylece aramızdaki ilişkiyi biraz daha interaktif bir hâle getirebiliriz :_)

Yazının başında söylediğim gibi kitap hakkında bir şeyler yazacaktım ama kendimi bir anda yapay zekâ ve müzik mevzusunun içinde buldum. O yüzden şu an bu satırları okuyorsunuz :_)

Son bir yılda yapay zekâ o kadar hızlı hayatımızın içine girdi ki, bazen durup “Biz ne ara buraya geldik?” diye düşünüyorum. Özellikle de kendi kurduğum startup’ın tam merkezinde bu teknoloji varken… Yaptığımız iş gereği, yapay zekâyı sadece bir heyecan dalgası ya da yeni bir trend olarak görmüyorum; gerçekten anlamaya, hayatlarımızı nasıl dönüştüreceğini kavramaya çalışıyorum. 

İşin teknik kısmı zaten her gün önümde: veri filtreleme, güvenlik, üretim süreçleri, otomasyon, hız, ölçeklenebilirlik… Bunlar artık bildiğimiz taraf. Ekip konuşuyor, müşteriler konuşuyor; her şey daha “akıllı”, daha hızlı ve daha kontrollü bir dünyaya doğru gidiyor.

 Ama işin bir de görünmeyen yüzü var: yapay zekânın dokunduğu duygusal taraf. İnsan tarafı. Ve ben en çok burayı merak ediyorum. Mesela Türkiye’de müzik dünyası bile artık bu konuyu(nikbinler) tartışıyor. Yapay zekâyla desteklenen yeni müzik üretimi… Şarkı sözleri, aranjeler, melodi denemeleri… 
Açık konuşayım: Bence bazı işlerde ortaya çıkan sonuçlar gerçekten çok iyi. Hani öyle kopya ya da ruhsuz bir şey değil; gerçekten dinlediğinde “Evet, bu olmuş” diyorsun. 

Yine de aklıma takılan o büyük soru hâlâ duruyor: Yapay zekâ gerçekten insan duygularını anlayacak mı? Belki bir gün “anlamanın” da ötesine geçecek; yani sadece analiz eden değil, hissin kendisini oluşturabilen bir şey haline gelecek. Belki hiçbir zaman tam olarak hissedemeyecek; sadece çok iyi taklit edecek. Bilmiyorum. Ama bildiğim bir şey var: Yapay zekâ hayatımızın dışarıdan bakan bir misafiri değil artık. Hayatlarımız da bir şeyleri değiştirecek... Umarım olumlu bir değişiklik olur. Ama nedense büyük bir işsizliğe sebep olacağını düşünüyorum.. Umarım yanılırım..

+ Bonus








Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

 
Ziptime